IPI, LGBTİ+’ları hedef alan operasyonlarda gazetecilerin gözaltına alınmasını ve çok sayıda hesaba erişim engeli getirilmesini kınıyor

Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI), Türkiye’de LGBTİ+ örgüt ve bireylerini hedef alan erişim engelleri, gözaltılar ve tutuklamaların, gazeteciler, medya kuruluşları ve sivil toplum örgütlerine de uzanan bir baskıya dönüşmesini kınıyor.

Soruşturmalar, LGBTİ+ örgüt ve aktivistleriyle sınırlı kalmayarak gazetecileri, medya kuruluşlarını ve insan hakları ile ifade özgürlüğü alanında faaliyet gösteren köklü sivil toplum örgütlerini de hedef aldı. Gazeteci Tuğba Tekerek, Kaos GL için 2024 yılında hazırladığı, komşu ülke Gürcistan’daki seçimler sırasında LGBTİ+ bireylerin durumunu ele alan bir haberi nedeniyle 13 Eylül’de gözaltına alındı, ardından tutuklandı. Kaos GL’nin yönetim ve denetim kurulu üyeleri de gözaltına alındı.

12 Eylül’de başlayan operasyonlar kapsamında yetkililer yüzlerce sosyal medya hesabına erişim engeli getirdi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, operasyonların 15 ili kapsadığını ve 162 kişi, dokuz dernek ve 13 işletme hakkında adli işlem yapıldığını açıkladı.

Ailem Güvende soruşturmasıyla yüzlerce hesaba erişim engeli

Operasyonlar, Türkiye’de LGBTİ+ dernek ve bireyleri hedef alan ve yetkililer tarafından “Ailem Güvende” adı verilen kapsamlı bir ceza soruşturmasıyla bağlantılı. Adalet Bakanı Gürlek, operasyonların İstanbul, Ankara, İzmir, Aydın ve Mersin Cumhuriyet başsavcılıklarının koordinasyonunda, emniyet ve jandarma birimleri tarafından yürütüldüğünü açıkladı.

İstanbul ve Mersin’deki toplam dört mahkemenin verdiği kararlar da operasyonun kapsamını genişletti. Kararlarla, aralarında Evrensel Gazetesi, Uluslararası Af Örgütü ve Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği’nin (MLSA) de bulunduğu çok sayıda medya kuruluşu, gazeteci ve sivil toplum örgütünün X ve Instagram hesaplarına erişim engeli getirildi. Aralarında Fırat Fıstık, Özlem Akarsu Çelik, İrem Afşin ve Alex Crawford’ın da olduğu pek çok sayıda gazetecinin de hesapları engellendi.

Kararlardan üçünde, Türkiye’nin 5651 sayılı İnternet Kanunu’nun 8/A maddesine atıf yapıldı. Söz konusu madde, kamu düzeni, kamu güvenliği veya benzeri ciddi ve acil tehditlerin bulunduğu gerekçesiyle içeriklerin erişime engellenmesine ya da kaldırılmasına imkân tanıyor. Kararlardan biri ise “müstehcenlik” iddiasına dayandırıldı.

IPI, bağımsız gazeteciliği sansürlemek amacıyla giderek daha fazla kullanılan keyfi erişim engeli kararlarını daha önce de kınamıştı. Önceki açıklamalarında da IPI, özellikle “milli güvenlik” ve “kamu düzeni” gibi sınırları belirsiz gerekçelerin gazeteciliği engellemek için kullanılmasına dikkat çekerek 5651 sayılı Kanun’un özellikle de 8/A maddesinin reforme edilmesi çağrısında bulunmuştu.

Protestoları takip eden gazeteciler de gözaltına alındı

Baskı, operasyonlara karşı düzenlenen protestoları takip eden gazetecilere de uzandı. 15 Eylül’de polis, Çağlayan Adliyesi önünde düzenlenen protestoya müdahale ederek 106 kişiyi gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar arasında BirGün muhabiri Sarya Toprak ve ARD muhabiri Şener Azak da bulunuyordu. 16 Eylül’de gözaltı sürelerinin 24 saat daha uzatıldığı bildirildi, ardından iki gazeteci de serbest bırakıldı.

Bu gelişmeler, Türkiye’de bağımsız gazetecilik ve ifade özgürlüğüne yönelik kısıtlamaların giderek arttığı bir dönemde fazlasıyla endişe verici. Erişim engelleri, polis operasyonları ve ceza soruşturmalarının birlikte kullanılması, gazetecilerin ve sivil toplum kuruluşlarının kamuoyunu yakından ilgilendiren konularda haber yapmasını ve bu konuları tartışmasını zorlaştıran bir ortam yaratıyor.

IPI olarak yetkililerden;

  • Yalnızca gazetecilik faaliyetleri nedeniyle tutuklanan gazetecilerin derhal serbest bırakılmasını, tek isnat edilen fiilin meşru gazetecilik faaliyeti olduğu durumlarda haklarındaki soruşturma ve davaların sonlandırılmasını,
  • Medya kuruluşlarını, gazetecileri, insan hakları örgütlerini ve sivil toplum kuruluşlarını hedef alan erişim engeli kararlarının derhal kaldırılmasını,
  • LGBTİ+ bireylere ve haklarına ilişkin haberciliği, savunuculuğu ve kamuoyu tartışmasını susturmak amacıyla ceza soruşturması, gözaltı, tutuklama ve erişim engellerinin araç olarak kullanılmasına son verilmesini,
  • Gazetecileri veya sivil toplum kuruluşlarını ilgilendiren her türlü ceza soruşturmasının, Türkiye’nin ifade ve basın özgürlüğüne ilişkin anayasal ve uluslararası yükümlülüklerine uygun şekilde yürütülmesini talep ediyoruz.

Yetkililer, kamu ahlakını veya kamu düzenini koruma amacı taşıdığı öne sürülen tedbirlerin bağımsız gazeteciliği sansürlemek, LGBTİ+ örgütlerini ve aktivistlerini kısıtlamak veya kamuoyunun açıkça kamu yararını ilgilendiren konularda bilgiye erişmesini engellemek için kullanmaktan vazgeçmelidir.


Bu açıklama, Avrupa Komisyonu tarafından finanse edilen ve AB Üye Devletleri ile aday ülkelerdeki basın ve medya özgürlüğü ihlâllerini belgeleyen Avrupa çapında bir mekanizma olan Medya Özgürlüğü Acil Müdahale (MFRR) kapsamında Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) tarafından hazırlanmıştır.